1. Ana Sayfa
  2. Blog
  3. O izlerle ilgili bilgileri hiç böyle okumadınız .
Trendlerdeki Yazı

O izlerle ilgili bilgileri hiç böyle okumadınız .

Peki ya uçakların ardında bıraktıkları izlerden daha farklı bir iz bırakmaları başka nasıl açıklanabilir?

O izlerle ilgili bilgileri hiç böyle okumadınız .

Modern insan, küçük bir azınlık dışında kendisini büyük ölçüde komplo teorileri ve şehir efsanelerine teslim etmiş durumdadır. Bunun en önemli sebeplerinden bir tanesi, az okuması ya da güvenilmez kaynaklardan sunulan heyecan verici düşüncelere gerçeklermiş gibi kendisini kaptırmasıdır.

 

Chemtrails, son yıllarda ortaya çıkan en akıl dışı komplo teorilerinden bir tanesi olmakla birlikte, halk arasında yaygın şekilde kabul görmesi hayret verici niteliktedir. Chemtrails nedir? Bu konuyu Odatv okuru için araştırdık.

Jet motorları, uçağın irtifası yükseldikçe karşılaştığı atmosfer etkisine göre arkalarında bulutumsu bir iz bırakırlar, bu etkinin sebebi oldukça basit bir nedenden kaynaklıdır. Sıcak ve soğuk unsurların karşılaşmaları durumunda birbirleri ile etkileşim şekilleri izin oluşmasında öncelikli etkendir. Jet motorlarının bıraktıkları bu ize İngilizce ‘condensation trail’, kısaca ise ‘contrail’, yani ‘yoğunlaşma izi’ adı verilir.

Jet motorlarından egzosu diyebileceğimiz sistemden atılan sıcak hava ve içeriğindeki su molekülleri binlerce metre yükseklikte atmosfere karıştıklarında donarak kristalize olurlar ve egzostan çıkan öteki unsurlar ile birlikte bir yoğunlaşma etkisi yaratırlar, jet motorunun ardında bıraktığı iz bu sebepten kaynaklanmaktadır.

 

Komplo teorisyenleri bu izin anında dağılması gerektiğini söylerken yanıltıcı bir beyanda bulunmaktadırlar. Uçağın o esnadaki mevcut irtifası, aynı irtifada atmosferin o anda mevcut olan ısısı ve nem ya da kuruluk oranı izin havada ne denli uzun bir süre asılı kalacağını belirleyen unsurdur. Hava yeterince nemli ise bu izler uzun saatler boyunca varlıklarını koruyabilirler.

Kısacası, eğer gökyüzünde iz bırakan bir jet motorunun ardındaki izin çok çabuk yok olduğuna tanık olduysanız, ancak başka bir zamanda tam aksine tanık olmanız sizi şaşırttıysa, komplo teorileri üretmeden önce atmosferin değişken yapısını ve uçakların farklı irtifalarda uçuyor olabileceklerini de gözönünde bulundurmanızı tavsiye ederiz.

UÇAKLARIN ‘MAKSİMUM İNİŞ AĞIRLIĞI’

Atmosferin yapısal değişimi bu izin havada kalış süresi ile birlikte yoğunluğunu da etkileyeceği için, bazen izlerin dar bir şerit, bazen geniş bir bant şeklinde olduğunu gözlemlemeniz normaldir.

Peki ya uçakların ardında bıraktıkları izlerden daha farklı bir iz bırakmaları başka nasıl açıklanabilir?

Bu sorunun yanıtı büyük ölçüde havacılık deneyimlerinden elde edilen ve zamanla gereksinim haline gelen bir konu ile açıklanabilir; Fuel Dumping. Yani; yakıt boşaltımı.

Uçakların ‘maksimum iniş ağırlığı’ adı verilen özel bir durumlarının söz konusu olduğunu bilmezsek eğer, neden havada tur atıp arkalarında garip izler bıraktıklarını anlamamız zorlaşabilir ve yeterince araştırmadan fikir sahibi olursak bu garip hareket üzerinden komplo teorilerine yönelebiliriz.

Uçakların maksimum iniş ağırlığı adında bir iniş prosedürü bulunmaktadır. Genelde kalkıştan sonra acil iniş yapmaları gereken anlarda kullanıldığı gibi, hepsinde olmasa da bazı uçaklarda kalkış ağırlığı ya da ona yakın bir ağırlık ile inilmesi uçakta yüksek masraflı (milyonlarca dolar) bir hasara neden olabilmektedir. Bir diğer unsur ise, inişten sonra kısa bir süre içerisinde tekrar havalanmayacak ya da bakıma girecek uçaklar inmeden önce bu prosedürü uygulayabilirler.

Bu prosedürün uygulanması esnasında havada tur atan uçak, eğer var ise yakıt boşaltım sistemini kullanarak kanat bölgesindeki sistem vasıtası ile fazla yakıtını havaya boşaltmak zorunda kalır. Bu işlem esnasında havada iz bırakan yakıt, jet motoru tarafından tüketilerek havaya karışan yakıttan daha farklı bir iz bırakabilir.

Chemtrail şüphesi ile gözlemlenen vakalarda durum büyük ölçüde bu tip bir olaydan ibarettir. Bazı ‘chemtrail’ gözlemcileri, tepelerinden geçen bir uçağın garip izler bırakmasının bir süre ardından ağızlarına garip bir tat gelmeye başladığını ve kendilerini yorgun hissettiklerini bildirmişlerdir.

Uzmanlar ağızdaki bu tadın havaya boşaltılan yakıttan kaynaklanmış olabileceği uyarısında bulunurlar.

Elbette uçak yakıtının insan sağlığına negatif bir etkisi olmadığını söyleyemeyiz. Bilhassa hava limanı yakınlarında yaşayan insanlar her gün havaya karışan pek çok sayıda jet yakıtı kalıntısını solumak zorunda kaldıkları sağlıksız bir hayat yaşamak zorunda kalıyor olabilirler. Kimi zaman hava limanı fazlası ile aktif olan bir kent büyük ölçüde bu olumsuz etkilere ”farkında dahi olmadan” maruz kalabilmektedir. Pek tabi bu yakıt kalıntısı başlı başına insan sağlığı için zararlı niteliktedir.

Chemtrail ile en ilginç unsur, günümüz insanının devletler ya da özel şirketler tarafından kitlesel şekilde öldürülmek istediklerine inanmış pek çok sayıda insana ev sahipliği yapıyor oluşudur. İşin aslı, dünya devletlerinin pek çoğu, gezegen üzerindeki tüm olumsuz etkimize rağmen ülke nüfuslarını nasıl daha hızlı ve daha fazla arttırabileceklerini düşünmekte, bilakis bu uğurda büyük paralar harcamaktadırlar.

İMZA KAMPANYASI BAŞLATILDI

Varsayalım nüfusu başına dert olmaya başlamış bazı ülkeler var ve bu tip kirli oyunlara giriyorlar, o halde Kuzey Avrupa’nın gelişmiş, refah ve modern olmakla birlikte nüfusunun düşük olmasının bazı olumsuz etkilerini deneyimleyen ülkelerinde ‘chemtrail’ adı verilen olgunun gözlenmesini nasıl açıklayacağız? Az olmasından şikayetçi oldukları nüfuslarını bütünüyle yok ederek tarihin tozlu raflarında kayıp olmak mı istemektedirler? Akılla açıklanabilecek bir düşünce değil.

Özel şirketlere gelecek olursak, kapitalist düzende ne kadar çok tüketici o kadar çok kazanç demektir ve ürün pazarlayan özel bir şirket için milyonlarca insanın zehirlenerek yok edilmeleri kabullenilecek bir olgu değildir.

İşin aslı, devletlerin ya da büyük şirketlerin dünya halklarını kitlesel şekilde yok etmeye çalıştıklarını ciddi ciddi düşünmek akıl sağlığı ile açıklanamaz. Bu kontrolden çıkmaya başlamış bir paranoya, komplo teorilerinin bilimsel verilere tercih edildiği bir düşünme prensibini işaret etmektedir.

Her ne kadar reklamını yapmaktan hoşlanmasam da, gördüğüm kadarı ile Chemtrail konusunda Change.org adlı sitede bir de imza kampanyası başlatılmış, ancak şaşırtıcı şekilde ülkemizde fazla rağbet görmemiştir. Daha da ilginç olanı, imza kampanyasını başlatanlar açıklama yazısı olarak yanıltıcı ve eksik bilgiler vermişler, ‘chemtrail’ olgusu sanki ispat edilmiş bir şeymiş gibi durdurulmasını talep etmişlerdir.

Bu konunun en azından incelenmesini ve açıklayıcı bilimsel bir rapor sunulmasını talep etmeleri daha akla yatkın olabilecekse de bu tercih edilmemiştir. Komplo teorisyenleri, kulaktan kulağa dolaşan bilgi görünümlü uyduruk zırvaları kolaylıkla gerçek gibi kabul etmektedirler.

Bu konuda güzel bir makale kaleme alan yalansavar.org sitesinde belirtildiği gibi, ülkemiz insanı henüz bu chemtrail adlı komplo teorisine kitlesel şekilde inanmamıştır. Fakat komplo teorilerine fazlasıyla yönelme potansiyeli olan halkımız için bu yönelimin kitleselleşmesi de an meselesidir diye düşünebiliriz.

Her ne kadar fuel dumping olgusundan bahsedilmemiş olsa da, Yalansavar adlı sitedeki chemtrail yazısının da okunulmasını tavsiye ederim.

Yorum Yap

Yorum Yap