İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Blog
  3. Sonra Döndüm Bir De Baktım; Geriye Bir Çift Çorabın Kalmış…
Trendlerdeki Yazı

Sonra Döndüm Bir De Baktım; Geriye Bir Çift Çorabın Kalmış…

Sonra Döndüm Bir De Baktım; Geriye Bir Çift Çorabın Kalmış…

Biten aşk mıdır yoksa insanların birbirine olan tahammülü mü bilmem. Bilime bakarsak çok mantıklı bir açıklama çıkıverir karşına… “Hormonlar” diyor, beni ona; onu da sana bağlayan… İster kabul et ister etme, bir kez bağlandın mı gözün karardı da ne zaman açılıyor o gözler…Nereden sonra etkisini yitiriyor o “hormonlar“… Yok mu bunun bir çaresi… Hani hasta olmayalım, bağışıklık sistemimiz güçlensin diye ilaç alıyoruz da korunuyoruz ya… Yok mu böyle bir ilaç, içsek de bir ömür coşup taşsa ya o aşk hormonları…

İnsanın içinin gıcıklaması, süslenmeler püslenmeler, el ele tutuşup mahçup bakışlar atmalar..Sonrası ne peki? Saatler süren kavgalar, önü ardı kesilmeyen hakaretler… Biri içki masalarında kara kara düşünürken öbürü yastığıyla geçmiş muhakemesi yapıyor.

“Böyle mi olacaktı, ben neyi göremedim, çok değişti” Suçlamaların ardı arkası kesilmez… O zamanında “dünyaları yakarım uğruna” dediğin artık senin 7 kat düşmanından beter olmuştur. Neden? Hormonların mı çalışmıyor acaba? Acaba bir tutam dopamin, biraz serotonin, birer tutam da oksitosin ile adrenalin takviyesi alsak işe yarar mı? Yaramaz…Keşke o kadar kolay olsa da, doktor bir reçete yazsa ve bir haftaya iyileşiversek…

Yıllarını da paylaşmış olsan, beraber çoluk çocuk sahibi de olsan bitmiştir bir kere o aradaki bağ değil mi? O saatten sonra yeniden düğüm atabilen çok az, iyice kesip atansa say say bitmiyor…

Lanet edersin yaşananlara, toplarsın neyi var neyi yok atarsın çöpe de yıllar sonra bir çift çorap çıkagelir. Çorap ya çorap…Lanet olası, olmasa da olur dediğin, hani hiç umursanmayan ikide bir makine lastiğine sıkışıp yıkanmayı bırak daha da pislenen o lanet olası çorap…

Önce gözlerin dolar…Sonra içinde küçücük bir yer sızlar…Ha işte o sızı varya o küçücük şey, bir kez düştü mü yüreğe artık büyür de büyür. Durduk yere aklına düşer, elin onun bardağına gider. Keşke fotoğrafları yırtıp atmasaydım, keşke en sevdiği kazağını vermeseydim… Ondan sonrası daha kötü… O seni hatırlıyor mu acaba bu şekilde? Onunda önüne lanet olası bir çorap çıktı mı?

Hırslar, istekler, alışkanlık ve belki de tatminsizlik… En kötü tohumları salan, o aşık olduğun kadın ya da adamı senden alıp giden…Değişmedi, değişmedin…”Daha iyisi” dediğin aç gözlülük var ya hani…Ona kapıldın işte…Yetmedi bir süre sonra saçlarını okşaması…Yanında iki çift laf etsin istedin..Sonra o da yetmedi önüne dünyaları sersin istedin…İki ayrı kalp, iki ayrı kafeste çırpınırken sen bunu istedin, o öbürünü…Sonunda ne oldu? Yoruldun, yoruldunuz…

İlk zamanları bir düşünsene. Hiç mi sorun yoktu, anlaşamadığınız şeylerde, ortaya çıkan sorunlarda ne yapıyordunuz? Konuşup orta yolu buluyordunuz değil mi? İşte o orta yolu bulurken yoruldunuz ve yorulduğunuzu görmeden saldırdınız. Oysa ne güzeldi değil mi göğsünde saatlerce yatıp film izlemek… Mutfakta yemek yaparken dökülen sosa gözünüzden yaş gelene kadar gülmek…Saçlarını korka korka taradığı anlardaki huzur, parmak uçlarını yüzünde gezdirirken hissettiğin tarifsiz duygu…

Severken, sevilirken o sıcacık yüreği bulmuşken kaybetmeyin. Hemde fani şeyler için hiç kaybetmeyin. Sarılın, sinirlendikçe sarılın…Korktukça daha çok sarılın. Dokunun…Bazı acılar da bazı mutluluklar da sadece dokunarak geçer…Öyle böyle bir sarılma değil ama…Sımsıkı…Sanki kemiklerin kırılacakmış gibi..Sonra nefes alın ve tekrar edin; “seveni bulmak zor, kaybetmek kolay

 

Kaynak:https://hayatintadituzu.wordpress.com/

Yorum Yap

Yorum Yap